12 Mayıs 2022 Perşembe

Nefer

Yıl geçti.

Kış, güz ve yaz geçti, gitti.

Sordum kendime neredeydin diye… Ama cevabı adın gibi bilsen de, söylesen yer ile yeksan olacağını bildiğinden susmak en doğrusuydu bazen.

Kendiyle konuşurken bile kaçıp saklanacak yer aramaya başladığında  anlıyor insan; hızlı koşmak çözüm değil. Kendinden kaçamıyorsun sonuçta…

Peki, kuyruğunu kovalayan kedi misali dönüp durmaktan mıdır bu baş dönmesi? Yoksa başını döndüren, hep başa dönen ve  iflah olmaya niyetli olmayan asi ama zapturapt edilmiş  ruhun  mudur?

Hep biri gelse diye bekleyen ama en çok kendisinin çıkagelmesini uman bu halet-i ruhiye ile savrulup durmaya ne kadar dayanacak Adem’den olma Havva’dan doğma bu nefer?

Sorgulanmaktansa sorular sorarak dertleri savuşturmaya, zaman kazanmaya çalışan bir beceriksizin uzun zaman sonra biraz kendini açması değil de ne bu yazının amacı?

Hepsinin ötesinde, en azından bir şey var…

Evet, uzak durulmaya çalışılıp hep kucağına düşülen tesellisi kendinden  menkul hüzünlü bir  yüz var ve tüm görmezden gelmelere rağmen iyi ki var… 



7 Ağustos 2019 Çarşamba

Boşluk

Adam, kendine sorduğu sorulardan yılmış, başkalarının cevaplarını duymanın kendisine iyi geleceğine inanmıştı şüphesiz... Bunun için  yıllardır merakını hiç cezbetmediği için sormadığı soruları  sordu kadına. Hiç olmadığı kadar ısrarcıydı üstelik. Önce şaşırdı kadın, neden soruyor, daha doğrusu neden şimdi soruyor diye düşündü, direndi ama sonrasında  döktü içinin kırık dökük, siyah beyaz ve gizli saklı anılarını ortalığa. Kendisine de iyi gelir belki diye umutlandı. Ama beklentiyi asgari düzeyde tutmaya meyilli aklı yine çok izin vermedi ona. Bazen bu işgüzar aklını bir şapkaymışçasına bir köşede bırakabilmeyi dilediği oluyordu ama şimdiye dek mümkün olmamıştı. Düşündü yine o aklı ile... "ne oldu şimdi?"dedi. "Daha mı akıllı ya da daha mı huzurlu oldun?" Uzun yıllar başkalarının düşüncelerine göre hayatına yön vermişti ama bir kaç senedir bu huyundan kurtulmaya çabalıyor, kimi zaman başarılı oluyor kimi zaman da  alışageldiği üzere "elalem ne der ?"kaygısıyla dolup taşıyordu.  Daha akıllı olmamıştı, daha huzurlu da değildi. Sadece iç sesi dile gelmiş olanı biteni bir çırpıda anlatmıştı. Üç cümleye sığdırarak anlattığı hikaye artık sanki başkasının hikayesiydi. Koskoca hayat üç cümleye sığmıştı. Hata mı değil mi sorgulanmıştı. Hayır hayır, huzurlu değildi, rahatlama hissinin esamesi okunmuyordu. İçi daha bir sıkılmış ama bir yandan da içinde bir şey kalmamıştı. "Şimdi ne olacak? " diye sordu kendine. "Boşluk ne ile dolacak?" Bunları düşünmekte sıkıldı, sıkıntıya gelemezdi zaten. Başka bir meşgale buldu o anda. Zaman geçti biraz. Sonra adam geldi aklına... ne yapıyor diye merak ederken uyuyakaldı.


...

28 Eylül 2018 Cuma

İstesem zilyon tane kelime sıralar bir çoklarını  mest ederdim ama okuyucusu ve  hedefi belli bir kitleye denecek süslü püslü kelimeler sınırlı ama çok da manalı:

Daha önceleri de dediğim  gibi; iyi ki varsınlar klişe gibi gelse de anlamı daha kıymetli artık...

Zira her dibim, her  zirvem senle paylaşınca güzel...