“bugün hava ben gibi,
ruhum gibi,içim gibi
bulutların minik söküğünden
kaçamak sızan bir avuç güneş
bir biteni unutma,
bir geleni hatırla der gibi.
bir kenar perdede,
oyuncusu izleyeninden çok,
tüm ödüllere aday bir hayat filmi oynamakta
bir nefes duman,
bir yudum acı su,
korkudan teslimiyete köprüler uzatan ünsüz harfi bol kelimeler uçuşmakta.
bense günaydın diyorum...”
“Burdaysa hava yağmurlu bana rağmen
Ben bulut kadar yüklü olup yağamazken hava içini döküyor
ve ben hafif bir hasetlikle izliyorum.
bu sırada bir günaydın çıkagelip - Yağma, diyor
- Sen biriktirdiklerinle varsın, sensin
Boşver yağma, diyor.
Sonra sabahın bu en puslu, en çirkin haline rağmen
suratımın orta yerinde bir antidepresan gülümsemesi peydah oluyor.
Ne hoş...”
10 Kasım 2017 Cuma
20 Ekim 2017 Cuma
14 Ekim 2017 Cumartesi
Savaş
Ramak kalmıştı bırakmaya.
Kimse yoktu sanki etrafta.
Ümit vardı, ki hep olur, ama suyun kenarında ve düşeyazmaktaydı.
Bakışlar, ki hali hazırda yakını göremiyordu, ufuk çizgisini gözlemekten o kadar yorulmustu ki artik uzağı da göremez olmuştu.
O kadar çok sorusu vardı ki kadının kendine, sorgu melekleri staj başvurusu yapıyorlardı, halt etmemek için.
Hatasız kul olmazdı elbet ama hata yapmayı sevmiyordu kadın.
Obur ve doymak bilmeyen iç ses boyuna yiyordu içini. Bunun iyi bir şey olma ihtimalini düşünüyordu, böyle giderse kendinden geriye bir şey kalmayacaktı ve bu mükemmel bir olasılıktı.
Ve bir gün, Derin kadınsın vesselam, dedi adam. Kendisini derisinin altına gizlemişti gerçekten kadın, bunu o kadar uzaktan bakıp anlamasına şaşırdı önce. Sonra bir keramet aradı, her işte vardı sonuçta, bunda neden olmasındı.
- Derinlerim boğar seni nefesin kesilir, dedi. Hiç tatmadığın bir yoğunluk sarar etrafını, kulakların uğuldar. Ben seni bir sevmeye kalksam mesela, tüm sevişlere düşman olur kılıç kuşanırsın. Yakıp yıkmak istersin yalan sevmelerin hepsini. Sen iyisi mi hiç bulaşma bana.
Gitsin az ötede dursun diyordu dili, ama o muzır yan cep tatlı tatlı sırıtmaktan hiç vazgeçmiyordu.
Kimse yoktu sanki etrafta.
Ümit vardı, ki hep olur, ama suyun kenarında ve düşeyazmaktaydı.
Bakışlar, ki hali hazırda yakını göremiyordu, ufuk çizgisini gözlemekten o kadar yorulmustu ki artik uzağı da göremez olmuştu.
O kadar çok sorusu vardı ki kadının kendine, sorgu melekleri staj başvurusu yapıyorlardı, halt etmemek için.
Hatasız kul olmazdı elbet ama hata yapmayı sevmiyordu kadın.
Obur ve doymak bilmeyen iç ses boyuna yiyordu içini. Bunun iyi bir şey olma ihtimalini düşünüyordu, böyle giderse kendinden geriye bir şey kalmayacaktı ve bu mükemmel bir olasılıktı.
Ve bir gün, Derin kadınsın vesselam, dedi adam. Kendisini derisinin altına gizlemişti gerçekten kadın, bunu o kadar uzaktan bakıp anlamasına şaşırdı önce. Sonra bir keramet aradı, her işte vardı sonuçta, bunda neden olmasındı.
- Derinlerim boğar seni nefesin kesilir, dedi. Hiç tatmadığın bir yoğunluk sarar etrafını, kulakların uğuldar. Ben seni bir sevmeye kalksam mesela, tüm sevişlere düşman olur kılıç kuşanırsın. Yakıp yıkmak istersin yalan sevmelerin hepsini. Sen iyisi mi hiç bulaşma bana.
Gitsin az ötede dursun diyordu dili, ama o muzır yan cep tatlı tatlı sırıtmaktan hiç vazgeçmiyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)